8 Eylül 2011 Perşembe
Dergilerde Yazı Yazmanın Önemi
Yazı yazmanın çeşitli süreç ve evreleri vardır. Bu süreçlerden en önemli olanlardan bir tanesi yazıların görücüye çıktığı dönemdir. Edebi eserler ve sanat eserleri nasıl görücüye çıkar? Edebiyat kavramında görücüye çıkmak nasıldır? İşte bu evre sanat çalışmaları yürüten herkes için dönüm noktalarından biridir.
Konuya edebiyat alanından bakalım. Günümüzde edebiyat fakültelerini bitiren herkesin ‘edebiyatçı’ olacağı algısı vardır. Türkçenin en garip yanlarından biri kelimelerin sonuna “cı-çi-çü-çı vb.” eklerinden koyun alın size meslek grubu! Örnek; Edebiyatçı, romancı, öykücü, denemeci vb. şeklinde çoğaltmak mümkündür.
2010 yılında Kocaeli üniversitesi Edebiyat Bölümü ikinci sınıf öğrencileri ile birlikte Maşukiye tarafında pikniğe gitmiştim. Öğrencilerin birçoğuyla yaptığım sohbette şu cümleler çok kullanıldı. “Mezun olunca kitap yazacağım.”, “Yazı yazmak için kendimi hazır hissetmiyorum. Öncelikle okuldan mezun olmam lazım…” Bu cümleler bana çok garip gelmişti. Ama şimdi geriye dönüp baktığım zaman artık daha anlaşılır geliyor. Nedenlerini yazım içerisinde sırasıyla açıklamaya çalışacağım.
Yazıp Yırtan ve Saklayan ‘Yazalar’
Yazıyla aranız nasıl sorusuna bugüne kadar aldığım cevaplar hep şöyle oldu. “Ara sıra yazıp çiziyorum.”, “Eskiden yazardım.”, “Çok güzel şiirlerim vardır.”, “Ara sıra öykü ve şiir yazarım.” Bu cevaplarda ortak tek bir yan vardır. Yazı yazmak ciddi bir iştir. Yazıyla aranız nasıl ya da neden yazı yazarsınız sorusuna verilen cevaplar ise işin ciddiyetinin ne derecede olduğunu gösterir.
Yazarlara sorulan aynı soruya belki de bugüne kadar en iyi cevabı vermiş isim Umberto Eco’dur. “Soldan sağa yazıyorum.” Belki Arapça okuyan ve yazan biri için sözü şöyle değiştirmeliyiz: “Sağdan sola yazıyorum.”
İşte bu kadar basit ve anlamlı cevaplar işin ciddiye alındığını gösterir.
Verilen cevaplara biraz daha bakalım.
“Yazdıklarımı kimseye okutmuyorum.” “Sadece yazıyorum kendim için.” “Ara sıra karalıyorum bir şeyler… Defterlerimin içinde öykü ve şiirlerim var.”
Bu tarz cevaplar yazma evresinde belli bir aşamaya gelindiğini ama görücüye çıkmamış yazılar olduğu bilgisine ipucu vermektedir.
Yazar Olabilmek İçin Ödenen Servetler
Hadi diyelim yazma işini ciddiye aldık. Ve bunun için çaba göstermeye başladık. Peki, nasıl yapacağız. Yazarlığın bir okulu var mı? Ya da yaratıcılığın hapı var mı? İnanın olsa ilk kayıt yapacaklardan biri de ben olurum.
Parası olan ya da olmayan hemen yaratıcı yazarlık derslerine kayıt yaptırıyorlar. Saatleri ve ücreti düşünüldüğünde pek de ucuz değildir. Yaratıcılık insan yeteneği olduğu gibi aynı zamanda pratik bir aklın ürünüdür. Pratik aklı insanda yaratan şey ise koşullardır. Dar koşul nedir? Nasıl olur? Bu belirleyen tek şey tarihtir. Uzun örnekler vermeye gerek yok. Güncel bir örnek verelim. Mehmed Uzun’un en önemli özelliklerinden biri Kürt hikâyelerini kısmı olarak yazıya geçirmesi ve Kürtçe yazı dilini oluşturmaya çalışmasıdır. İşte bu tarihsel koşul Mehmed Uzun’u iyi bir Kürt edebiyatçısı yapmıştır.
Yaratıcılık nasıl olur? Koşullar pratik aklı geliştirir dedik. O zaman örnek verelim ve ‘yaratıcı yazarlık dersleri’nde yaptıklarına benzer öykü çalışma metodunu birlikte deneyelim. Bu çalışma stilini öyküyle ilgilenen herkes keşfetmiş olabilir.
Öncelikle dört kelime rastgele seçelim bardak, kadın, telefon ve saat olsun. Süremiz beş dakikadır. Bir başlığı olacak en fazla bir paragraf ve 20 cümleden oluşan kısa öyküyü birlikte yazalım.
“Saat Beş
Kadın, kanepenin üzerinde oturmuş. Gözleri ve kulakları kapıda her an kapı zili çalacakmış veya kapı açılacakmış gibi bekliyordu. Önce kısa bir “off” çekti. Derin derin nefes aldıktan sonra ayağa kalktı. Masanın üzerinde olan bardağı aldı. Hafifçe karıştırdı ve bardağın içindeki kahveyi midesine indirdi. Duvarda asılı olan saate baktı. Saat öğlen beş olmuştu. Sinirleri alt üst olmuştu. Aniden telefon çaldı. Telefona koştu. Telefonu kaldırdığında karşıdan şöyle bir ses geldi. “Boşuna bekleme artık o gelmeyecek. Sen de artık buralardan git. Taakkkk…” Kadın şok oldu. Telefondan gelen silah sesi yüreğini sızlattı. Elindeki kahve fincanını duvardaki saate fırlattı. Bundan böyle hem saat hem de kadın hep beşte kalacaktı.”
Öyküyü derin analiz yapmaya çalışmayacağım yorumu size bırakıyorum. ‘Yaratıcı yazarlık dersleri’ verilen yerlerde kısaca yapılan budur. Bu yöntem ile hem zaman algısı, karakter çizme ve en önemlisi kurgu yapmayı öğreniyorsunuz. Bunları düzenli yapar ve çalışırsanız süreç içerisinde çok fazla öykünüz birikir, roman yazmayı öğrenirsiniz, en sonunda dilerseniz kitap çıkarırsınız.
Üretimler Görücüye Nerede Çıkacak
Yapmış olduğunuz üretimleri yayınlayacağınız en önemli yerler edebiyat dergileridir. Dergilerde düzenli yazılarınız çıkar ise kitap çıkarmayı da düşünüyorsanız bu kaleminizin tanınmanıza ve kitabınızın okunmasına büyük faydası olacaktır.
Edebiyat dergilerin en önemli görevi atölye olması ve yeni yazarlar yetiştirmesidir. Bunların yanında belli edebiyat gruplarının oluşmasını ve bu grupların yeni edebi görüşlerini ya da genel anlamda sadece edebi görüşlerinin tanındığı anlatıldığı yerlerdir.
Bundan dolayı birçok edebiyatçı öncelikle yazmaya dergilerden başlar. Şimdi ‘yaratıcı yazarlık derslerine’ yüzlerce lira harcamaya gerek yok. İki yazar adayı bir araya gelsin ve tartışsın ya da tek başınıza kendi çalışma yönteminizi seçin ve yapabiliyorsanız dergi çıkarın. İşte bu hem edebiyatı hem de edebiyatçı adayını geliştirecektir.
Bu metodu size anlatmaya çalıştım. Üç saatlik bir deneme, üç saatlik kısa bir ders ‘yaratıcı yazarlık dersi’ne gitmiş olsaydınız cebinizden en az yüz elli lira ödeyecektiniz şimdi bana borçlu yüz elli lira borçlusunuz!
Metin Yoksu
08.09.2011
Yaz Kalemim Dergisi 12. Sayısında Yayınlanmıştır.
metin,yoksu
atölyeleri,
dergilerde,
edebiyat,
kursları,
önemi,
yaratıcı,
yazarlık,
yazi,
yazmanın
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim.